Ya anlarlarsa: Imposter’ı yenmek

Hava nefis, burada yaz hep bahar tadında, San Diego iklimi muhteşem. Küçük kızım uyuyor ki bu bana bir iki satır okuma fırsatı demek. Tam bu sırada telefonum çalıyor. Burada birlikte çalıştığım danışanım, firmanın tepe yöneticisi ile yaptığı görüşmesini anlatacak, merak ediyorum zira geçtiğimiz iki seans buna hazırlandık. Nasıl geçti diyorum, iyi geçti, detaylardan uzaklaşınca biraz rahatladım, ama bence çok önemli bir hata yaptım siz şimdi hata değil diyeceksiniz ama ben hissettiğimi paylaşacağım sizinle yine de dedi.  Nedir diyorum? Ben iki kelimeyi unuttum, keşke unutmasaydın bence çok kötü oldu…
İlk kez duymuyorum bunu. Aslında donanımı, deneyimi çok iyi olduğu halde kendini ifade etmekte sıkıntı yaşadığı için birlikte çalıştığım yöneticilerden sadece biri bu beyefendi. Yazılı metinleri ezberleyerek ikili görüşmelere hazırlanıyormuş, ama genellikle olumsuz hislerle ayrılıyormuş görüşmelerden. Karşınızdaki kişinin de düşünceleri ve sözleri olacak, her sorusunu ve yorumunu tahmin edemezsiniz ve tabii akış değişir, planlarınıza uymaz diyorum. Evet diyor karşımdaki cümleme müdahele edince, bir sorusuyla her şey bozuluyor. Bu tekrarlayan süreçlerle de her şeyin olumsuz tarafına o kadar odaklanmış ki sonunda yeterince iyi olmadığına da inandırmış kendini. Sanki hiçbir şey bilmediği anlaşılacak korkusu. Onu dinledikten sonra kendisine de anlattım, zaman zaman hepimizi yoklayan bir durum bu, adına da Imposter Sendromu deniyor,  karşılığı kim olduğunu ve ne işe yaradığını sorgulama hali, özgüvenini yitirmeye kadar varan bir yetersizlik duygusu ve yaşayan kişi için oldukça yorucu. Bedeli çok ağır, önüne çıkan fırsatlardan hatta kariyerinden olabilir kişi.
Eğer bu sendromun pençesine düştüyseniz kendinizi başkalarının gözünde değerlendirmeyi unutuyorsunuz, onlar gibi bakamıyorsunuz kendinize. Başkaları bilginizi, liderlik becerilerinizi imrenerek izlerken siz kendinizi böyle görmek bir yana yetersiz hatta gereksiz hissediyorsunuz. Örneğin bir görüşme sırasında karşınızdakine kendinizi savunamıyor, hakkınızı arayamıyor, fikrinizi söylemekten çekiniyorsunuz. Bir fırsat çıkıyor, kendini konumlandırmak, en önemli kişiye projeyi sunmak için harika bir fırsat ama siz geri çekiliyorsunuz. Niye söyleyeyim ki dinlemezler, dinleseler ne olacak, ne değişir…Bu duyguları da en iyi sessizlikle saklarım derken, beden diliniz bütün her şeyi yansıtıyor. Tam bu duygular içinde bana ulaşan bu beyefendinin  Amerika’da geçerli 11 adet patenti var, ama bana ne iş yaptığını anlattırırken kaybolduğumuz detaylar içinde bu konuya girmesini sağlamak üzere pek çok soru sormam gerekti. Öncelikle ne iş yaptığını etkili ve iddialı ve çok kısa bir şekilde tanımlamasına, aslında neler başardığını hatırlamasına ve anlamasına çalıştık ilk seansımızda. Firmayı, ihtiyaçlarını, çalışanları, en önemlisi ürünleri çok iyi tanıyor, proje süreçlerinde hayati katkısı oluyordu. Bahsettiğim ürünler çoğumuzun hayatının içinde ama ne kadar karmaşık olduğunu anlayamayacağımız mühendislik harikası çipler. Devam eden seanslarımızla da beden dili için  rahatlama teknikleri ile birlikte sunum teknikleri üzerine provalarla devam ettik.
Son seansında ona artık hazırsın, üstesinden gel bunun anlamında  ‘Go get them tiger’  dedim ve ayrıldık.
Bir sonraki telefonda sesi harika geliyordu. Görüşme çok iyi geçmişti. Elde etmek istediği sonuç tam bu olmasa da kendini ifade etmiş olmanın huzuru vardı. Oldu, bu kez oldu, kendimi çok iyi ifade ettim, beden dilimi rahatlattım, söylemek istediğim her şeyi çok kısa sürede söyledim ve nefes aldım. Kendisinden ve eşinden aldığım teşekkür mesajları yüzümü güldürdü, çok mutlu oldum. Hem onun adına hem kendi adıma.
Size de tavsiye ederim, eğer bu duyguya düşüyorsanız, kendinizi hatırlamanın zamanı gelmiş demektir:
  • Kendinize başarılarınızı hatırlatın, bir kenara yazın, bugüne dek yolculuğunuzda neler başardığınıza sahip çıkın, özgüveninizi tazeleyin.

 

  • Önemli bir görüşmeye katılacağınızda elbette hazırlıklı olun, vermek istediğiniz önemli mesajlarınızı düşünün, notlar alın ama ezberlemeyin. Onların elinde metin yok, esnek olun.

 

  • Her düşüncenize inanmayın, hepsi doğru değil. Olumsuz düşünceler içinde kaybolduğunuzda bunu hatırlayın lütfen.

 

  • An geldiğinde uzman olduğunuzu ve yeterli olduğunuzu kendinize tekrarlayın ve karar almaktan çekinmeyin,

 

  • Ve her şeyden önemlisi mükemmel olmaya çalışmayın. Çoğumuz yolculuk sırasında öğrenmeye devam ediyoruz, en tepedekiler bile.

 

  • Hiçkimse her şeyi bilmiyor, emin olun. Ama siz sandığınızdan çok daha fazla şey biliyorsunuz. Belki bazen bir uzmanın size bunu hatırlatması gerekse bile…
Sevgiyle kalın,
Bu yazı halklailiskiler.com’da da yayınlanmıştır.

Suna Kabadayı Hakkında;

No description. Please update your profile.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>